eğlence xxx
  sivas'ta kültür ve sanat
 

Geleneksel Kültür

 

EL SANATLARI

SİVAS HALILARI

 

Sivas halılarının en belirgin özellikleri kullanılan ipliğin inceliği, iç boya­malarının özgünlüğü, dokumadaki ustalık, ilmek sayısının fazlalığıdır. bugün bir dm2’ye 60x60 düğüm düşecek biçimde dokunabilmektedir. Çözgü ipliği çok bükümlü ve ince olduğundan dm2 basma düsen ilmek sayısı artmaktadır. Sık dokulu olması için her sıradan sonra kirkitle sertçe vurularak ilmekler sıkıştırılmaktadır. Yumuşak olması için de her iki sırada bir ilmekler taranmaktadır.   Daha çok Iran (sine) düğümüyle dokunan Sivas halısında, Selçuklu ve İran halılarındaki desen karakterinin izleri görülmektedir. Desenine göre lalezar, çeşmibülbül, yılanlı, çamurlu gibi adlar almaktadır.  Sivas halısının bir özelliği de desenlerde zıt renklerden kaçınılmasıdır. Halılarda en az 12 çeşit olmak üzere 20-25’e varan renk çeşidi kullanılmaktadır.

Halıcılık günümüzde, Valilik, Yarı Açık Cezaevi ve kısmen kaymakamlıkların çabası ile yaşatılmaya ve halka geçim kaynağı sağlanmaya çalışılmaktadır.

Kullanılış Biçimlerine Göre Halı Çeşitleri

Makat (Sedir Halısı), Halı Yastık (Yastık Yüzü), Duvar Halısı, Taban Halısı, Tüllüce, Namazlık (Seccade), Heybe ve Çanta. Kilim dokumacılığı daha çok köylerde gelişmiştir. Yaygın olarak kullanılan kilimler; yan kilim, kebir orta kilim, çul kilim, devetüylü kilim, nakışlı kilim, kırmızı ve beyaz kilim gibi isimlerle anılmaktadır.

ÇAKI-BIÇAK YAPIMCILIĞI

2. Mahmud Döneminde (1808-1839) tutulan Sekiye Sicillerinde yer alan bilgilere göre, çakı ve bıçaklar, Subaşı Hanı'nın kuzey girişindeki kapının karşısında bulunan Kılıççılar Çarşısı'nda yapılırdı.

Sivas'taki üretim pahalılık ve yaygınlık bakımından Sam kılıçlarını izler. Bıçakçılığın ise 150 yıllık bir geçmişi vardır. Cumhuriyetin ilk yıllarında bıçakçılık, Ermeniler tarafından yapılırdı. 1950-60'lı yıllarda tekniğin değişmesiyle bıçakçılık, geçim kaynağı olarak yaygınlaşır ve günümüze kadar gelir. Kılıççılar Çarşısı'nda yapılan kılıçların, silahların zamanla değişmesiyle kul­lanım dışı kalmasıyla kılıç ustaları çakı ve bıçak yapımına yöneldiler. Sivas'ın kara kemik saplı bıçakları ünlüdür. Bıçak sapları için öküz, keçi ve koç boynuzu kullanılır. Boynuz, kolay bulunması ve ucuz olmasının yanı sıra sağlam ve işlenebilir oluşuyla Sivas bıçakçılığının karakteristik malzemesi olmuştur.

GÜMÜŞ İŞÇİLİĞİ

Gümüş işçiliğinde, hazırlanan ahşap kalıplar çeşitli aşamalardan geçerek tel ve ince levha haline getirilen gümüş ile kaplanır. Gümüş kaplama olarak çekmece ve nalınlar yapılır. Diğer bir gümüş isçiliği ise telkari, kalem işi savattır. Bu teknikle de kemerler, bilezikler, bardak ve fincan zarfları, çay tabakları, çay tepsileri, broşlar, ağızlıklar ve tespih süsleri gibi eşyalar yapılır.

 

GELENEKSEL GİYİM

GELENEKSEL KADIN GİYİMİ

Fes yörenin yaygın başlık türüdür. Önüne ipekli yemeni, krep dikilir ya da bağlanır. Günlük giyimde her zaman fes kullanılmaz, daha çok değirmi denen düz, hindi denen renkli ve desenli tülbentler bağlanır, işlik denen iç giysileri de ak bezdendir ve elde dikilir. Üste, peşli denen entariler giyilir. Entarilerin tümü yakasız, önden göğüs altına dek düğmelidir.

Özel günlerde sırmalı ve işlemeli cepken de giyilir. Kadife üstüne sırmalılara kadama denir. Alta bel ve parçaları uçkurlu tuman (şalvar biçimli, Bol dikmeli iç giysisi) giyilir.

Renkli ve desenli çoraplar mevsimine göre ince ya da kalın yünden örülür. Günlük yaşamda tülbent, başörtüsü kullanılmaktadır. Buna yaşmaklamak denir. Yaşlı kadınlar namazlık denen uzunca bir başörtüsü kullanır.

Kelik, yemeni, çarık geleneksel kadın ayakkabılarıdır.

GELENEKSEL ERKEK GİYİMİ

Poşu ya da hindi bağlanmış fes, erkek giyim-kuşamında da yaygın başlık biçimidir.

İnce ak ipekten, ketenden yakası düz, omuzdan düğmeli ‘işlik’ üstüne, kolsuz yelek giyilir. Bele şal bağlanır; kalçadan büzgülü ‘şayak’ ya da zıvga denen pantolonlar kalın kumaştandır. Ak-kara, kırçıl çoraplar nakışlıdır. Tokalı çarık, kulaklı yemeni, yüksek ökçeli ve sivri burunlu ‘iskarpin’ yaygın ayakkabı türleridir.

SİVAS HALK OYUNLARI

Sivas halk oyunları halay grubuna girmekte ve günümüzde halayların merkez bölgesi Sivas sayılmaktadır.

Bastaki oyuncuya halay bası veya ‘bas çeken’ sondaki oyuncuya pöççük veya pöçük ismi verilmek­tedir.

Halayları erkekler mendille, bir savaş, dövüş anındaki hareketi canlandırır gibi kılıç, değnek kullanıyormuşçasına çevirirler. Kadınlar krep kullanmaktadır.

Sivas halayları genellikle 2-4 bölüm­den meydana gelmektedir. Bu böiüm-er; Ağırlama, Yanlama (Sıkıştırma), Tek ayak (Oynatma), Hoplatma (Yeldime, tezleme) ismini almaktadır.

Her bölümde figürler ve musiki değişmektedir. Oyunlar ağırdan başlayıp, gittikçe hızlanmakta, hoplat­ma bölümünde coşku doruk noktasına ulaşmaktadır.

Ağırlama, aczin ve çaresizliğin; yanla­ma, birlik, beraberliğin; hoplatma, sevincin, mutluluğun ve zaferin ifadesidir.

Sivas yöresinde oynanan halk oyunlarının bazıları şunlardır:

Sivas Halayı, Köy Ağırlaması, Abdurrahman Halayı, Karahisar, Temürağa, Harami, Hoş Bilezik, Özenteki, Tamzara, Sarıkız, Karkın Halayı, Kızık Halayı, Kabak Halayı, Kartal Halayı, Sallangel, Ahçik, Maro, Yanlama, Tozan Halayı, Arnavut Halayı, Çekirge Halayı, Hanım Esme, Hayda Bico, Ters Bico, Horhon Bico, Çedene, Çemberim, Karamuk, Madımak, Turnalar, Pınarınbaşı, Çökelek, Köy iş Halayı, Karaduman, Seyhani, Nenni Nenni, Dik Oyun, Deveci Emmi, Kol Oyunu, Meral Halayı, Ellik, Samahlar, Omuz Halayı, Garipler Semahı, Ireşvan, Pabuç Çitir, Kafe Çeçen, Onbaşı Oyunu.

GELENEKSEL MUTFAK

SİVAS KÖFTESİ

Yakın zamanda tescil edilmesi bekle­nen Sivas Köftesi'nin, Sivaslı ustalarca verilen tarifi şöyledir:

Dana etinin kaburga, but, kürek kısmı ile koyunun but kısmından elde edilen et, sinir, zar ve damarlarından ayıklanır. Kullanılan etin iki yaşın geçmemiş, yonca, fiğ, kekik otu ile beslenerek yetiştirilen sığır ve koyun­dan alınması tercih edilir.

Etler kıyma haline getirilir ve uygun miktarda tuz ilave edilerek on iki saat dinlendirilir. Burada önemli nokta kıyma haline getirilen etin sadece bir kez çekilmesi ve içine tuzdan başka herhangi bîr maddenin konulmamış olmasıdır.

Bu etlerden çok kalın olmayan, yaklaşık 7 cm çapında oval köfteler oluşturulur.

Alevsiz, yoğun korlu meşe kömürü ateşine konulan köfteler kısa aralıklar­la çevrilerek her iki yüzlerinin de pişmesini sağlanır. Sivas köftesinin piştiği, etin koyu kahverengi bir renk kazanmasından anlaşılır.

SİVAS KEBABI

Özellikle yaz aylarında tüketilen Sivas Kebabı'nda, kuzu eti (but ve pirzola), patlıcan, domates, biber, sarımsak ve isteğe bağlı olarak patates kullanılır. Malzemelerin her biri ayrı ocakta pişirilir. Kuzu etinin pişirilmesinde kuyruk yağı kullanılır. Daha sonra hepsi birlikte, balık sırtı olarak şişlere dizilir ve 20 dakika meşe ağaçlarından hazırlanan ocakta pişirilir. Ekmeği ise özel olarak tandırda hazırlanır.

KAZAN SİMİDİ

Kazan Simidi olarak adlandırılan Sivas'ın meşhur simidi, büyük bir ustalıkla, tam kıvamında hazırlanan hamurun halkalar haline getirilmesi ve ardından bu halkaların pekmezli kazana batırılmasıyla oluşturulur. Pekmeze batırılan halkalar alınıp susamlanır ve tas fırınlarda kızarıp çıtır hale gelinceye kadar pişirilir.

MADIMAK AŞI

Türkiye'nin birçok ilinde yetişen madımak otu, özellikle Sivas ve Tokat yöresinin vazgeçilmez besin mad­delerinden birini oluşturur. Toplanan madımaklar bir gün bekletilir. Daha sonra ince ince kıyılan madımağın içerisine kıyma, pastırma, sucuk ve mantar konulur ve 30-40 dakika kaynatılan yemek sıcak servis yapılır, isteğe bağlı olarak yoğurtla yenir.

PESKÜTAN ÇORBASI

Peskütan Çorbası Sivas'ın yöresel bir yemeğidir. Süt ürünlerinden yapılan bir çorba çeşididir. Özellikle sonbaharda yoğurdun özel bir yöntemle ekşimesi sağlanarak üretilir.

MUMBAR DOLMASI

Koyunun bağırsaklarına Sivas’ta mumbar denir. Çok iyi yıkanarak ve yağlı dış kısımları içine çevrilir.

Bu iş çeşme suyunun yardımıyla olur. Çekilmiş ete veya dövülmüş ete ince bulgur, salça, soğan, biber, tuz ilavesiyle hazırlanan içle doldurulur ve pişirilir. Mumbarın baştan 80-100 cm.lik kısımları makbuldür ki buna mumbar başı derler. Kurbandan veya kıymalık yapımından sonra mumbarlar doldurulduğu gibi özel olarak sakatatçılardan mumbar başlarını alıp dolma yapıldığı da çok görülür. Mumbar dolması özellikle yıkaması çok zahmetli olduğundan komşular pişirince birbirlerine verirler. Hatta çok samimi komşuların mumbar dolmasını gizlice alarak sonra pişiren ev ile birlikte yedikleri işittiğimiz latifelerdendir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 
 



Yayın Tarihi : 24.03.2009    Okunma Sayısı : 676 








Geleneksel Kültür

 

EL SANATLARI

SİVAS HALILARI

 

Sivas halılarının en belirgin özellikleri kullanılan ipliğin inceliği, iç boya­malarının özgünlüğü, dokumadaki ustalık, ilmek sayısının fazlalığıdır. bugün bir dm2’ye 60x60 düğüm düşecek biçimde dokunabilmektedir. Çözgü ipliği çok bükümlü ve ince olduğundan dm2 basma düsen ilmek sayısı artmaktadır. Sık dokulu olması için her sıradan sonra kirkitle sertçe vurularak ilmekler sıkıştırılmaktadır. Yumuşak olması için de her iki sırada bir ilmekler taranmaktadır.   Daha çok Iran (sine) düğümüyle dokunan Sivas halısında, Selçuklu ve İran halılarındaki desen karakterinin izleri görülmektedir. Desenine göre lalezar, çeşmibülbül, yılanlı, çamurlu gibi adlar almaktadır.  Sivas halısının bir özelliği de desenlerde zıt renklerden kaçınılmasıdır. Halılarda en az 12 çeşit olmak üzere 20-25’e varan renk çeşidi kullanılmaktadır.

Halıcılık günümüzde, Valilik, Yarı Açık Cezaevi ve kısmen kaymakamlıkların çabası ile yaşatılmaya ve halka geçim kaynağı sağlanmaya çalışılmaktadır.

Kullanılış Biçimlerine Göre Halı Çeşitleri

Makat (Sedir Halısı), Halı Yastık (Yastık Yüzü), Duvar Halısı, Taban Halısı, Tüllüce, Namazlık (Seccade), Heybe ve Çanta. Kilim dokumacılığı daha çok köylerde gelişmiştir. Yaygın olarak kullanılan kilimler; yan kilim, kebir orta kilim, çul kilim, devetüylü kilim, nakışlı kilim, kırmızı ve beyaz kilim gibi isimlerle anılmaktadır.

ÇAKI-BIÇAK YAPIMCILIĞI

2. Mahmud Döneminde (1808-1839) tutulan Sekiye Sicillerinde yer alan bilgilere göre, çakı ve bıçaklar, Subaşı Hanı'nın kuzey girişindeki kapının karşısında bulunan Kılıççılar Çarşısı'nda yapılırdı.

Sivas'taki üretim pahalılık ve yaygınlık bakımından Sam kılıçlarını izler. Bıçakçılığın ise 150 yıllık bir geçmişi vardır. Cumhuriyetin ilk yıllarında bıçakçılık, Ermeniler tarafından yapılırdı. 1950-60'lı yıllarda tekniğin değişmesiyle bıçakçılık, geçim kaynağı olarak yaygınlaşır ve günümüze kadar gelir. Kılıççılar Çarşısı'nda yapılan kılıçların, silahların zamanla değişmesiyle kul­lanım dışı kalmasıyla kılıç ustaları çakı ve bıçak yapımına yöneldiler. Sivas'ın kara kemik saplı bıçakları ünlüdür. Bıçak sapları için öküz, keçi ve koç boynuzu kullanılır. Boynuz, kolay bulunması ve ucuz olmasının yanı sıra sağlam ve işlenebilir oluşuyla Sivas bıçakçılığının karakteristik malzemesi olmuştur.

GÜMÜŞ İŞÇİLİĞİ

Gümüş işçiliğinde, hazırlanan ahşap kalıplar çeşitli aşamalardan geçerek tel ve ince levha haline getirilen gümüş ile kaplanır. Gümüş kaplama olarak çekmece ve nalınlar yapılır. Diğer bir gümüş isçiliği ise telkari, kalem işi savattır. Bu teknikle de kemerler, bilezikler, bardak ve fincan zarfları, çay tabakları, çay tepsileri, broşlar, ağızlıklar ve tespih süsleri gibi eşyalar yapılır.

 

GELENEKSEL GİYİM

GELENEKSEL KADIN GİYİMİ

Fes yörenin yaygın başlık türüdür. Önüne ipekli yemeni, krep dikilir ya da bağlanır. Günlük giyimde her zaman fes kullanılmaz, daha çok değirmi denen düz, hindi denen renkli ve desenli tülbentler bağlanır, işlik denen iç giysileri de ak bezdendir ve elde dikilir. Üste, peşli denen entariler giyilir. Entarilerin tümü yakasız, önden göğüs altına dek düğmelidir.

Özel günlerde sırmalı ve işlemeli cepken de giyilir. Kadife üstüne sırmalılara kadama denir. Alta bel ve parçaları uçkurlu tuman (şalvar biçimli, Bol dikmeli iç giysisi) giyilir.

Renkli ve desenli çoraplar mevsimine göre ince ya da kalın yünden örülür. Günlük yaşamda tülbent, başörtüsü kullanılmaktadır. Buna yaşmaklamak denir. Yaşlı kadınlar namazlık denen uzunca bir başörtüsü kullanır.

Kelik, yemeni, çarık geleneksel kadın ayakkabılarıdır.

GELENEKSEL ERKEK GİYİMİ

Poşu ya da hindi bağlanmış fes, erkek giyim-kuşamında da yaygın başlık biçimidir.

İnce ak ipekten, ketenden yakası düz, omuzdan düğmeli ‘işlik’ üstüne, kolsuz yelek giyilir. Bele şal bağlanır; kalçadan büzgülü ‘şayak’ ya da zıvga denen pantolonlar kalın kumaştandır. Ak-kara, kırçıl çoraplar nakışlıdır. Tokalı çarık, kulaklı yemeni, yüksek ökçeli ve sivri burunlu ‘iskarpin’ yaygın ayakkabı türleridir.

SİVAS HALK OYUNLARI

Sivas halk oyunları halay grubuna girmekte ve günümüzde halayların merkez bölgesi Sivas sayılmaktadır.

Bastaki oyuncuya halay bası veya ‘bas çeken’ sondaki oyuncuya pöççük veya pöçük ismi verilmek­tedir.

Halayları erkekler mendille, bir savaş, dövüş anındaki hareketi canlandırır gibi kılıç, değnek kullanıyormuşçasına çevirirler. Kadınlar krep kullanmaktadır.

Sivas halayları genellikle 2-4 bölüm­den meydana gelmektedir. Bu böiüm-er; Ağırlama, Yanlama (Sıkıştırma), Tek ayak (Oynatma), Hoplatma (Yeldime, tezleme) ismini almaktadır.

Her bölümde figürler ve musiki değişmektedir. Oyunlar ağırdan başlayıp, gittikçe hızlanmakta, hoplat­ma bölümünde coşku doruk noktasına ulaşmaktadır.

Ağırlama, aczin ve çaresizliğin; yanla­ma, birlik, beraberliğin; hoplatma, sevincin, mutluluğun ve zaferin ifadesidir.

Sivas yöresinde oynanan halk oyunlarının bazıları şunlardır:

Sivas Halayı, Köy Ağırlaması, Abdurrahman Halayı, Karahisar, Temürağa, Harami, Hoş Bilezik, Özenteki, Tamzara, Sarıkız, Karkın Halayı, Kızık Halayı, Kabak Halayı, Kartal Halayı, Sallangel, Ahçik, Maro, Yanlama, Tozan Halayı, Arnavut Halayı, Çekirge Halayı, Hanım Esme, Hayda Bico, Ters Bico, Horhon Bico, Çedene, Çemberim, Karamuk, Madımak, Turnalar, Pınarınbaşı, Çökelek, Köy iş Halayı, Karaduman, Seyhani, Nenni Nenni, Dik Oyun, Deveci Emmi, Kol Oyunu, Meral Halayı, Ellik, Samahlar, Omuz Halayı, Garipler Semahı, Ireşvan, Pabuç Çitir, Kafe Çeçen, Onbaşı Oyunu.

GELENEKSEL MUTFAK

SİVAS KÖFTESİ

Yakın zamanda tescil edilmesi bekle­nen Sivas Köftesi'nin, Sivaslı ustalarca verilen tarifi şöyledir:

Dana etinin kaburga, but, kürek kısmı ile koyunun but kısmından elde edilen et, sinir, zar ve damarlarından ayıklanır. Kullanılan etin iki yaşın geçmemiş, yonca, fiğ, kekik otu ile beslenerek yetiştirilen sığır ve koyun­dan alınması tercih edilir.

Etler kıyma haline getirilir ve uygun miktarda tuz ilave edilerek on iki saat dinlendirilir. Burada önemli nokta kıyma haline getirilen etin sadece bir kez çekilmesi ve içine tuzdan başka herhangi bîr maddenin konulmamış olmasıdır.

Bu etlerden çok kalın olmayan, yaklaşık 7 cm çapında oval köfteler oluşturulur.

Alevsiz, yoğun korlu meşe kömürü ateşine konulan köfteler kısa aralıklar­la çevrilerek her iki yüzlerinin de pişmesini sağlanır. Sivas köftesinin piştiği, etin koyu kahverengi bir renk kazanmasından anlaşılır.

SİVAS KEBABI

Özellikle yaz aylarında tüketilen Sivas Kebabı'nda, kuzu eti (but ve pirzola), patlıcan, domates, biber, sarımsak ve isteğe bağlı olarak patates kullanılır. Malzemelerin her biri ayrı ocakta pişirilir. Kuzu etinin pişirilmesinde kuyruk yağı kullanılır. Daha sonra hepsi birlikte, balık sırtı olarak şişlere dizilir ve 20 dakika meşe ağaçlarından hazırlanan ocakta pişirilir. Ekmeği ise özel olarak tandırda hazırlanır.

KAZAN SİMİDİ

Kazan Simidi olarak adlandırılan Sivas'ın meşhur simidi, büyük bir ustalıkla, tam kıvamında hazırlanan hamurun halkalar haline getirilmesi ve ardından bu halkaların pekmezli kazana batırılmasıyla oluşturulur. Pekmeze batırılan halkalar alınıp susamlanır ve tas fırınlarda kızarıp çıtır hale gelinceye kadar pişirilir.

MADIMAK AŞI

Türkiye'nin birçok ilinde yetişen madımak otu, özellikle Sivas ve Tokat yöresinin vazgeçilmez besin mad­delerinden birini oluşturur. Toplanan madımaklar bir gün bekletilir. Daha sonra ince ince kıyılan madımağın içerisine kıyma, pastırma, sucuk ve mantar konulur ve 30-40 dakika kaynatılan yemek sıcak servis yapılır, isteğe bağlı olarak yoğurtla yenir.

PESKÜTAN ÇORBASI

Peskütan Çorbası Sivas'ın yöresel bir yemeğidir. Süt ürünlerinden yapılan bir çorba çeşididir. Özellikle sonbaharda yoğurdun özel bir yöntemle ekşimesi sağlanarak üretilir.

MUMBAR DOLMASI

Koyunun bağırsaklarına Sivas’ta mumbar denir. Çok iyi yıkanarak ve yağlı dış kısımları içine çevrilir.

Bu iş çeşme suyunun yardımıyla olur. Çekilmiş ete veya dövülmüş ete ince bulgur, salça, soğan, biber, tuz ilavesiyle hazırlanan içle doldurulur ve pişirilir. Mumbarın baştan 80-100 cm.lik kısımları makbuldür ki buna mumbar başı derler. Kurbandan veya kıymalık yapımından sonra mumbarlar doldurulduğu gibi özel olarak sakatatçılardan mumbar başlarını alıp dolma yapıldığı da çok görülür. Mumbar dolması özellikle yıkaması çok zahmetli olduğundan komşular pişirince birbirlerine verirler. Hatta çok samimi komşuların mumbar dolmasını gizlice alarak sonra pişiren ev ile birlikte yedikleri işittiğimiz latifelerdendir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 
 



Yayın Tarihi : 24.03.2009    Okunma Sayısı : 676 















Susamışlar Konağı

SUSAMIŞLAR KONAĞI

Sivas’ın fiziki ve manevi dokusunda iki mahalle adı, bir cami, bir zaviye, bir mektep ve bir çeşme ile iz bırakan büyük şahsiyetlerden olan Ali Baba büyük bir ihtimalle 1470’li yıllarda doğmuş ve 1574’de bir asırdan fazla sürdüğü rivayet edilen ömrünü tamamlayıp, dar-ı ukbaya hicret etmiştir.
Büyük Ali Baba ve torunu Küçük Ali Baba büyük kısmı devrin padişahları tarafından, kendilerine mülk olarak tahsis edilen gelir kaynaklarını vakfederek yukarıda sözünü ettiğimiz müesseseleri inşa ettirmişler ve Sivas’lılar ile gelip geçen yolcuların hizmetine sunmuşlardır.
Bugünkü konağın girişinin üstündeki köşk kısmı ile konağın önündeki çeşme 1815 yılında Benderli Ali Ağa tarafından yapılmıştır. Konağın diğer kısımlarının bu tarihe yakın bir zamanda yapılmış olduğu söylenebilir .Osmanlı döneminde bilhassa 17. ve 18. Asırlardan konağın müştemilatının daha fazla olduğu bilinmektedir. O dönemlerde yazlık ve kışlık odalar, mutfak, kiler, çardak, yolcular için misafirhane(han), anbar, iki ahır, samanlık, kapıcı odası, fırın ve çeşme ile avlu ve bahçesi bulunuyordu.
Zamanla fonksiyonunu kaybetmesiyle birlikte bugünkü binanın kaldığı anlaşılmaktadır. Bugün bina 7 ana bölümden müteşekkildir. 1- Giriş kısmının sağ tarafında yaşlılar ve evlilerin oturduğu oda 2- Girişin sol kısmında gençler ve bekarların kaldığı oda 3- Semaha, 4- Semahanenin sağ tarafında çilehane 5- Mutfak 6- Semahanenin ikinci katında kadınlar kısmı 7- İkinci katta misafir köşkü.
Bu haliyle belediyemiz tarafından restore edilerek eski ihtişamına kavuşturulan konak, Ali Baba ailesinin son sakinlerinden olan Susamışlar’ın (Mehmet Nuri Susamış ve Oğulları) adına izafeten Susamışlar Konağı olarak adlandırıldı.

  

  


İlgili Foto Albüm
  • Tarihi Eserler



  • Yayın Tarihi : 18.07.2007    Okunma Sayısı : 2980 









    Abdiağa Konağı

    ABDİ AĞA KONAĞI

    Sivas’ımızın kadim Mütevelli Ailesine mensup ve Vakıf tarihinde darül – raha  vakfı (hicri 721) Miladi 1321 ile meşhur olan Abdul-vahabi efendi(Abdulvahab) Abdiağanın (Hicri 1343) Miladi 1827 tarihinde yaptırdığı bu konak torunları emekli öğretmen Hatice Mutlu ve emekli Hakim Abdi Başara tarafından Sivas Konağı olarak ihya edilmek ve kültür evi olarak kullanılmak üzere Sivas Belediye Başkanlığına bağışlanmıştır.
    Tarihi konak, 12 odadan meydana gelip, 2 kattan oluşur. Üst katında mutfak, büyük salonlu iki misafir odası, iki büyük hol, 2 oturma odası ve bir yatak odası bulunmakla beraber alt katında ise iki oturma odası, bir büyük mutfak, mahzen ve kömürlük mevcuttur.
    Eski Türk evinin bütün sıcaklığını yansıtan bu konak, ilimizde giderek yok olmaya yüz tutmuş nadide Sivas evlerinden güzel bir örnektir. Harabe bir şekilde Belediyemize devredilen Abdiağa konağının aslına uygun olarak restore edilmesi için başlatılan çalışmalar doğrultusunda ilk olarak, sonradan yapılan ve konağın özelliğini bozan müdahaleler iptal edildi.
    Kuzey cephe üst katındaki pencereler önceki formuna uygun olarak değiştirilirken, yine bu cephede bulunan ve 1949 yılında kaldırılan köşk kısmı yeniden yapıldı (Ölçüleri 1955 yılında yapılan bir rölöveden tespit edilmiştir). Bozulan ahşap pencereler değiştirilirken, çatısı oluklu kiremitle kaplandı ve yıkılan ahşap saçaklar yenilendi.
    Kiremitlik denilen hol kısımları eskiden olduğu gibi sekizgen tuğla ile kaplandı. Doğu alt cephede kapatılan iki pencere yeniden kullanıma açıldı. Cephedeki ahşap silmeler onarıldı, yerinde olmayanlar ise yeniden yapıldı. Tipik odalardaki ahşap korkuluk ve kemerli geçitler eski haline getirildi.
    Rölöve ve restorasyon çalışmaları tamamlanarak, Kayseri Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu’ndan alınan onay ile tüm masrafları belediyemizce karşılanan, ilimizde sayısı yok olmaya yüz tutmuş tarihi Sivas evlerinden Abdiağa Konağı da kültür mirasımıza kazandırıldı.

     

      

      

          


    İlgili Foto Albüm
  • Tarihi Eserler



  • Yayın Tarihi : 18.07.2007    Okunma Sayısı : 826

     
      Bugün 1 ziyaretçi (1 klik) kişi burdaydı!  
     
    Bu web sitesi ücretsiz olarak Bedava-Sitem.com ile oluşturulmuştur. Siz de kendi web sitenizi kurmak ister misiniz?
    Ücretsiz kaydol